ATATÜRK KÖŞESİ
YOZGAT VE SORGUN SON DAKİKA HABER

 

Duyuru

DUYURU PANOMUZ

SİTEMİZE HOŞ GELDİNİZ


KARABALI KÖYÜ SON DAKİKA HABER

İLETİŞİM İÇİN:

kr66kr@hotmail.com

KURUCUSU

KAZIM KASIMOĞULLARI



************

SİVAS ŞEHİTLERİ

TÜRKÜ SEVDASI

REKLAMLAR



BULUR SONDAJ HACI ALI ALTIN TAS VE OGULLARI CEP: 0535 253 59 38 YER YOZGAT YAMACLI VE BOGAZLIYAN

SUYA ULASAN TEK YOL BULUR SONDAJ.!


    PİR SULTAN ABDAL'IN HAYATI VE ŞİİRLERİ

    Paylaş

    karabalininradyosu

    Erkek
    Mesaj Sayısı : 820
    Yaş : 36
    Nerden : YOZGAT SORGUN KARABALI KÖYÜ
    Kayıt tarihi : 05/10/08

    default PİR SULTAN ABDAL'IN HAYATI VE ŞİİRLERİ

    Mesaj tarafından karabalininradyosu Bir Çarş. Ocak 06, 2010 2:36 pm

    16'ncı yüzyılda yaşadı. Hakkında fazla bilgi yok. Asıl adı Haydar. yaşamının büyük bölümü Banaz köyünde geçti. 16'ncı yüzyılın ikinci yarısında Sivas çevresinde boy gösteren Alevi-Bektaşi kökenli ve İran yanlısı mezhep olaylarına karıştı. Sivas Beylerbeyi Deli Hızır Paşa, Pir Sultan'ı astırdı. Ölümümün, 1547-1551 ya da 1587-1590 arasındaki bir tarih olduğu sanılıyor. Çeşitli araştırmalarda 6 ayrı Pir Sultan kimliğine değinilir. Sırasıyla, Çorum yöresinden olup bir süre Ankara'da Hasan Dede tekkesinde kalan Pir Sultan'ım Haydar, aruzla şiirler yazan Pir Sultan, Divriği yöresinde yetişen ve asıl adı Halil İbrahim olan Pir Sultan Abdal, 18'inci yüzyılın ikinci yarısı ile 19'uncu yüzyılın başında yaşamış olan Abdal Pir Sultan, 16'ncı yüzyıl sonu ile 17'nci yüzyıl başında yaşayan ve Pir Sultan'ın asılmasıyla ilgili deyişleri söyleyen Pir Sultan Abdal. ve son olarak menkıbeleşmiş yaşamıyla tanınan, Hızır Paşa'nın astığı kabul edilen 16'ncı yüzyıl şairi Banazlı Pir Sultan Abdal. Halk edebiyatı araştırmacıları, gerçek Pir Sultan Abdal olarak Banazlıyı kabul eder. Pir Sultan Abdal, Alevi gelenekleri ve tarikat içinde yetişti. Hayati (Şah İsmail), Kul Hüseyin ve Kul Himmet'ten etkilendi. Şiirlerinde duru ve yalın bir kullandı. Ana konuları, aşk, tasavvuf ve kavgadır. Tekke ve tasavvufun kalıplarını aşıp geniş bir halk kesimine seslenebildi. Medrese öğrenimi görmediği için, diğer bazı halk şairlerinin tersine, Divan Edebiyatı'ndan hiç etkilemedi. Saaddin Nüzhet Ergun, Abdülbaki Gölpınarlı, Pertev Naili Boratav, Cevdet Kudret, Cahit Öztelli, Sabahattin Eyuboğlu, Mehmet Fuad, Ohan Ural, Mehmet Bayrak ve Erol Toy'un Pir Sultan Abdal araştırma ve kitapları var.

    Yetişme Koşulları
    Pir Sultan Abdal, halk arasında Yedi Ulular olarak bilinen Yedi Ulu Ozan'dan biridir. Alevi gelenekleri ile dergâh ortamında yetişti. Ana konuları, deyişler, nefesler, Hakk sevgisi, Ehl-i Beyt sevgisi, duazimam, ilahi aşk, tasavvuf ve sosyal uyarı niteliğindedir. Dolayısıyla bir derviş olarak toplumu irşat (İlmiyle ve aklıyla toplumu bilgilendirmiştir) etmiştir. Tekke ve tasavvufun kalıplarını aşıp geniş bir halk kesimine seslenebildi. Medrese öğrenimini Erdebil'de görmesine rağmen, diğer bazı halk şairlerinin tersine, Divan Edebiyatı'ndan hiç etkilenmedi.
    Hakkında yapılan araştırma ve çalışmalar
    Sadeddin Nüzhet Ergun, Pir Sultan Abdal (1929)
    Abdülbaki Gölpınarlı ve Pertev Naili Boratav, Pir Sultan Abdal (1943)
    Ali Balım, Pir Sultan Abdal, Hayatı ve Şiirleri (1957)
    Cevdet Kudret, Halk Şiirinde Üç Büyükler II: Pir Sultan Abdal (1965)
    Erol Toy, Pir Sultan Abdal adlı tiyatro oyunu (1969)
    Cahit Öztelli, Pir Sultan Abdal - Bütün Şiirleri (1971)
    Memet Fuat, Pir Sultan (1977)
    Sabahattin Eyüboğlu, Pir Sultan Abdal (1977)
    Asım Bezirci, Pir Sultan - Yaşamı, Kişiliği, Sanatı, Etkisi, Bütün Şiirleri (1986)
    Mehmet Bayrak, Pir Sultan Abdal (1986)
    Muzaffer Uyguner, Pir Sultan Abdal - Yaşamı, Sanatı, Şiirlerinden Seçmeler (1989)
    Orhan Ural, Pir Sultan Abdal (1990)
    Battal Pehlivan, Pir Sultan Abdal (1993)
    Zeki Büyüktanır, Pir Sultan Abdal Destanı (1994)
    Memet Fuat, Pîr Sultan Abdal Yaşamı Sanatçı Kişiliği Yapıtları (2001)
    Esat Korkmaz, Pir Sultan Abdal - Üçüncü Ölmem Bu Hain (2005)
    Ali Haydar Avcı, Osmanlı Gizli Tarihinde Pir Sultan Abdal ve Bütün Deyişleri (2006)
    Ali Haydar Avcı, Bize de Banaz'da Pir Sultan Derler
    Öner Yağcı, Pir Sultan Abdal - Yaşamı ve Bütün Şiirleri
    Haydar Kaya, Pir Sultan Abdal - Yaşamı, Sanatı, Yapıtları
    Aytekin Özen, Susmayan Nefes - Pir Sultan Abdal adlı tiyatro oyunu (2007-2008) (2008-2009 sezonunda sahnelenmeye devam etmektedir)
    İbrahim Aslanoğlu, Pir Sultan Abdallar
    Pir Sultan Abdal'ın Seyyid Ali, Pir Muhammed ve Er Gayib adli üç oğlu ile Sinem kızı vardı.
    Oğullarından Seyyit Ali, Banaz köyünün üst yanındaki çam korusunda mezarı bulunur; Pir Muhammed, Tokat'ın Daduk köyünde mezarı; Er Gaib de Dersim'de gömülüdür
    Pir Muhammed de babası gibi şairdir. Delikanlı iken attan düşerek öldüğünü, Pir Sultan'ın şu şiiri"Allah verdiğini almaz dediler / Bana verdiğini aldı n'eyleyim" derken anlıyoruz .Sağlığında iki oğul acısı görmüş olduğundan çok şiirinde bu acısı yansır.

    Pir Sultan Abdal'ın yaşamı üzerine, yazılı kaynaklarda pek bilgi yoktur. Doğum ölüm yılları bile bilinmiyor. Yaşamı üzerine bilgiler, genellikle, kendi şiirlerinden, halk söylentilerinden, kuşaktan kuşağa anlatıla gelen menkıbelerden, bir de yakınlarının ya da başka ozanların onu anlatan şiirlerinden çıkarılır.
    Gene de bu yollardan epeyce bilgi edinilmiştir, çünkü Pîr Sultan, bağlandığı tarikatın din anlayışını, dünya görüsünü yansıtmakta ya da derinleştirmek için soyut şiirler yazan bir sanatçı değildir, doğrudan doğruya başından geçenleri, kavgasını, özlemlerini, katlandığı acıları, yaşamının türlü yönlerini yansıtan somut şiirler yazmıştır.
    Şiirlerden, halk söylentilerinden çıkarılan bilgilere göre, Pîr Sultan Sivas'ın Yıldızeli ilçesinin Çırçır Bucağına bağlı Banaz köyünde doğmuştur. Yıldız dağı eteklerinde, Çırçır'a kırk sekiz kilometre uzaklıkta, denizden bin yedi yüz metre yüksekte, çoğu tek katli kerpiç evleri, soğuktan korunmak için yari yari yarıya toprağa gömülü bir köy...
    Banaz'da bugün de Pîr Sultan'ın olduğu söylenen bir ev, önünde sairin yaşadığı dönemden kaldığına inanılan bir söğüt ağacı, ağacın altında, asâsının ucuna takip Horasan'dan getirildiğine inanılan bir değirmen taşı vardır. Pîr Sultan yaz aylarının güzel havalarında bu taşın üstüne oturup karısıyla sohbet edermiş. Köylüler bu evi, ağacı, taşı kutsal sayarlar.
    Kızının yaktığı ağıtta uzun boyluluğuna, biçimliliğine değinilen sairin asil adi, şiirlerinde belirttiğine göre, Haydar'dir. Bir yerde soyunun Yemen'li olduğunu, bir yerde Peygamber'in öz torunu olduğunu söyler, bir yerde de İmam Zeynel-Âbidin'den "Zeynel dedem" diye söz eder. Uzmanlara göre, Pîr Sultan'in bu sözleri söylemesinin nedeni halk üzerindeki etkisini arttırmak içindir. Muhammed peygamber soyundan geldiklerini, "seyyid"liklerini ileri sürmek tarikat uluları arasında bir gelenektir. Genel kani, sairin İran'ın doğusundaki Türk yurdu Horasan'dan, önce Iran Azerbaycan'ında ki Hoy kasabasına, oradan da Anadolu'ya göçüp Sivas'a yerleşen bir Türkmen soyundan geldiği yolundadır.
    Çocukluğu çobanlıkla geçen Pîr Sultan'ın okuma yazma bildiği anlaşılıyor, ama bilgin bir kişi olduğu söylenemez. Tekke eğitimi çerçevesinde kalmıştır. Halifeler tarihini, peygamber menkıbelerini, evliya menkıbelerini, tarikat kurallarını, Yunus Emre'yi, Hatâyî'yi bilir. Bunlar dışında, çağının bilimleriyle ilgilenmediği gibi, divan edebiyatı ile de ilgilenmemiştir. Şiirlerinde Yunan mitolojisinin, Iran mitolojisinin izleri pek yoktur. Ayrıca, genel olarak bütün tarikatların kaynaklandığı Tasavvuf felsefesinin yüksek konularına da girmez.
    Söylentiye göre, Pîr Sultan'ın üç oğlu, bir kızı varmış. oğullarından Seyyit Ali Banaz köyünün üst yanındaki çam korusunda,Pîr Muhammed Tokat'in Daduk Köyünde, Er Gaib de Dersim'de gömülüymüşler. Adi Sanem olan kızının Pîr Sultan asıldığı zaman söylediği ağıt çok ünlüdür. Bazı uzmanlar bu ağıtı Sanem'in ağzından bir tarikat ozanının yazmış olabileceğini belirtirler. Pîr Muhammed ise babası gibi sairdir. Delikanlı iken attan düşerek öldüğü, Pîr Sultan'in "Allah verdiğini almaz dediler / Bana verdiğini aldı n'eyleyim" derken bu olaya değindiği söylenir. Şiirlerinden uzun yasadığı, çok çocuğu bulunduğu açıkça anlaşılan sairin, sağlığında iki oğul acısı görmüş olduğunu ileri sürenler de vardır.
    Pîr Sultan Alevî-Bektasî tarikatindandir. Tarikata girme arkadasi, yani musaibi, Ali Baba'dir. Baglandigi tekkenin pîri ise, Ahmet Yesevî'nin Anadolu'ya gönderdigi dervislerden Koyun Babanin tekkesinde, Bektasîligin kurucusu Haci Bektas Veli'nin tekkesinde posta oturmus, yani en üst makamlara getirilmis Seyh Hasan'dir.
    Pîr Sultan, baglandigi tarikatça yalniz dinsel önder degil, devlet baskani olarak da görülen Iran Sahlari adina, Anadolu halkini Osmanlilar'a karsi kiskirttigi,ayaklanmaya çagirdigi, belki de bir ayaklanmaya öncülük ettigi için, Sivas Valisi Hizir Pasa'nin emriyle tutuklanmis, yolundan dönmeyecegi anlasilinca da asilmistir.
    Söylentiye göre, asildigi yer Sivas'da eskiden Keçibulan adini tasiyan, sonra uzun süre Daragaci diye anilan, simdi ise Kepçeli denilen yerdir. Bugün Sanayi Çarsisi'nin karsisinda Mal Pazari olarak kullanilan bu alanin Gazhane bitisiginde, sira sögütlerin bitiminde bulunan, boyu bes metre, eni bir metreden fazla, bakimsiz toprak yigini onun mezaridir. Üstündeki moloz taslar, asilmasi sirasinda Hizir Pasa'nin emriyle halkin attigi taslardir.
    Mezarinin, bir menkibeye göre Erdebil'de, Bektasî gelenegine göre de Merzifon'da oldugu söylenir. Daha baska söylentiler de vardir, ama gerçege en yakin görünen söylenti asildigi yere gömüldügü, yakinlarinin, tarikat erlerinin, hükümet baskisi yüzünden ölüsünü alip köyüne bile götüremedikleridir.
    Siirlerinden, halk söylentilerinden çikarilan bu daginik bilgileri degerlendirebilmek için, önce, Pîr Sultan'in ne zaman yasadigini saptamak gerekir.

    NE ZAMAN YASADIGI
    Uzmanlar "Yürüyüs eyledi Urum üstüne" diye baslayan siirindeki sözlerine bakarak, Pîr Sultan Abdal'in Sah Tahmasb zamaninda yasadigini söylüyorlar. Bu siirinde söyle sözler var:
    Aslini sorarsan Sah'in ogludur
    (...)
    Koca Haydar Sah-i cihan torunu
    Ali nesli güzel imam geliyor
    "Koca Haydar Sah-i cihan" diye anilan, Sah Ismail'in babasi Seyh Haydar'dir. "Sah" diye anilan ise, Akkoyunlu Devleti'ni yikip Safevîogullari Devleti'ni kurarak Sîî mezhebi baskanligi ile devlet baskanligini birlestiren, Sah Ismail'in kendisidir. Seyh Haydar'in torunu, Sah Ismail'in oglu da Sah Tahmasb'dir.
    Sah Tahmasb'in saltanat döneminin (1524-1578) büyük bir bölümü, Kanunî Sultan Süleyman'in saltanat dönemine (1520-1566) rastlar. Bu iki hükümdar geçmisteki aci olaylar yüzünden, uzun süre ülkeleri arasinda barisi saglayamamislar, Iranlilar ile Osmanlilar, 1534'den 1554'e kadar, tam yirmi yili anlasmazliklar, çatismalar, savaslarla geçirmislerdir. Kanunî Sultan Süleyman 1534'de yaptigi dogu seferinde, Iranlilar'in elinde bulunan Bagdat'i Osmanli topraklarina katmis, Sah Tahmasb 1548'de Anadolu'ya girerek Kemah'a kadar ilerlemis, 1552'de Ercis, Ahlat kalelerini geri almistir.
    Pîr Sultan'in siirlerindeki olaylarin Sah Tahmasb dönemindeki olaylara uymasi, daha sonraki Iran sahlarinin Anadolu üzerine "yürüyüs eylemis" olmalari, bazi uzmanlarin kesin konusmalarina, sairin bu dönemde yasadigindan süphe edilemeyecegini söylemelerine yol açar.
    Oysa bu dönemde Sivas'da valilik etmis bir Hizir Pasa yok, ama 1552'de Köstendil, 1554'de Sam, 1560'da Bagdat beylerbeyliklerinde bulunmus bir Hizir Pasa var. Uzmanlar 1567'de ölen bu Hizir Pasa'nin, Bagdat'a giderken, Sivas'a ugrayip oradaki ayaklanmayi bastirmis olabilecegini söylüyor. Bu görüs dogruysa, Pîr Sultan 1560'da asilmis demektir.
    Pîr Sultan'in dili on altinci yüzyilin ikinci yarisinin dilidir, diyen bazi uzmanlar ise sairin 1560'da asilmis olabilecegini kabul etmiyorlar. Onlar halk söylentisini degerlendirerek baska bir yoldan gidiyor, Sivas'da valilik etmis Hizir Pasa'yi ariyorlar.
    Sofi Aziz Mahmut Hüdâyi Efendi'nin I. Ahmed'e yazdigi bir mektupta, Alevîler ile Seyh Bedreddin'e bagli olanlari iyi taniyan, onlarla ugrasmasinin bilen bir Hizir Pasa'dan söz ediliyor. Belgenin ilgili bulundugu dönemde ise iki Hizir Pasa yasamis. Birinin özellikleri söyle:
    Deli Hizir Pasa, Van Beylerbeyi (1582), Kars Beylerbeyi olarak Iran seferine katilma (1587), Erzurum Beylerbeyi (1588), Sivas Valisi (1588), Diyarbakir Valisi (1589), gene Sivas Valisi (1590), Tuna Muhafizi (1602), Budin Muhafizi (1605), ölümü (1607).
    Deli diye anilmasi gözü pek, acimasiz bir kimse oldugunu gösteriyor. Ayrica Iran seferine katilmis, yani Safevîlere karsi savasmis. Safevî yanlisi Alevîlere düsmanlik besleyebilir. Iki kere Sivas'a vali gönderilmis, ikincisinde oldukça uzun kalmis. Alevîleri iyi tanidigi, onlarla ugrasmasini bildigi anlasiliyor.
    Pîr Sultan'i astiranin Sivas Valisi Deli Hizir Pasa oldugunu söyleyen uzmanlarin görüsü dogruysa, sairin ölümü 1588'de, ya da 1590'dan sonradir.
    Gene uzmanlara göre, Pîr Sultan 1534'de Bagdat'in Osmanlilar'a geçisi üzerine, Iran Sahina,

    Güzel Sah'im çok yerlerden görünür
    Asli nedir niye verdin Bagdat'i
    diye siir yazmistir. 1534 ile 1590 arasinda 56 yil var. Pîr Sultan bu siiri yazdiginda, diyelim 20 yasindaysa, 76 yasinda ölmüs olur.
    Böyle uzun bir ömür sürdügü kabul edilirse, uzmanlar arasindaki görüs ayriliklari da sona erebilir. Çünkü bu uzun ömre hem Pîr Sultan'in siirlerindeki olaylara uygun düsen Sah Tahmasb dönemi, hem de Deli Hizir Pasa sigdirilabiliyor.
    Gene de bazi durumlarin açiklanmasi kolay degil. Örnekse, Pîr Sultan'in siirlerinde bir Alevî ayaklanmasindan söz ediliyor, oysa Deli Hizir Pasa döneminde Sivas'da böyle bir ayaklanma olmamis.
    Uzmanlar arasindaki görüs ayriliklarinin ötesinde, kesin olan sudur: Pîr Sultan abdal on altinci yüzyilda Anadolu'da, Sivas yöresinde yasadi.

    KITAPLAR
    Pîr Sultan abdal üzerine ilk önemli çalismayi 1929'da Sadettin Nüzhet ERGUN yapmis, 105 siir yayimlayarak, sair üzerine bilgiler verilmistir: XVII Asir Saz Sairlerinden Pîr Sultan Abdal.
    Konuya ikinci önemli yaklasim Pertev Naili BORATAV ile Abdülbâki GÖLPINARLI'nin birlikte hazirladiklari, 1943'de yayimlanan Pîr Sultan Abdal adli kitaplar olmustur.
    Diger yayinlar:

    Pîr Sultan Abdal,Abdülbâki Gölpinarli, Varlik Yayinevi
    Pîr Sultan Abdal, Cevdet Kudret, Yeditepe Yayinevi
    Pîr Sultan Abdal, Cahit Öztelli, Milliyet Yayinevi
    Sabahattin Eyüboglu'nun, ölümünden önce hazirlayip bitiremeden biraktigi bir seçmeler kitabi, dostlarinca tamamlanip Cem Yayinlari arasinda basildi.

    SANATI
    Halkin benimsedigi, destan kahramani durumuna getirdigi sairlerin alinyazisini Pîr Sultan da paylasmistir. Uzmanlar yazmalarda gördükleri ya da agizdan agiza sürüp gelen Pîr Sultan siirlerinden hangilerinin gerçekten onun oldugunu, hangilerinin onun adina baskalarinca söylendigini ayirmakta güçlük çekiyor, çaresiz kaliyorlar. Görünüse bakilirsa, halkimiz Pîr Sultan'in siirlerini çogaltma çabasini günümüzde bile sürdürüyor.
    On altinci yüzyilda yazildigi bilinen bir yazmadaki, genellikle eski yazmalardaki Pîr Sultan siirleriyle sonradan bulunanlar arasinda, gerek dil, gerek söyleyis yönünden büyük ayriliklar oldugu gerçektir.
    Bu durumu gözönünde tutan uzmanlar, Pîr Sultan'in sanati üzerine konusurken, özellikle eski yazmalardaki siirlerinden, onun söyledigine kesin diye bakilan siirlerden yola çikiyorlar. Görüsleri söyle özetlenebilir:
    Pîr Sultan Halk edebiyati geleneklerinden hiç ayrilmamis, ölçü, uyak, biçim, dil, söyleyis özellikleriyle, bir halk ozani görünümünü hep sürdürmüstür. Siirleriin genellikle hece ölçüsünün 11'li (4+4+3 ve 6+5) ya da 8'li (4+4 ve 5+3) kaliplariyla yazmis, arada 7'li kalibi da kullanmistir. Aruz ölçüsüyle siiri yoktur. Yalniz, gene heceyle yazdigi bir siirinde gazel düzenini denemistir. Bunun disinda siirleri hep dörtlikler biçimindedir, kosma ya da semaî biçiminde... Çogu zaman yarim uyak kullanmis, ses azligini rediflerle giderme yoluna da *** *** basvurmustur.
    Siirlerinden Pîr Sultan'in saza bagliligi açikça anlasiliyor. Iyi bir çalgi ustasi oldugu da düsünülebilir.
    Konularini yalnizca dinsel inançlardan, mezhep ya da tarikat inançlarindan almamis, yasamin çesitli yönleri üzerine kesinlikle din disi siirler de söylemistir. Tarikat siirlerinde ise, Ali, On Iki Imam gibi genel konularin yani sira, kendi kavgasini, yasadigi günlerdeki çatismalari, ayrintilariyla yansitmis olmasi çok ilginçtir. Kurumsal konulara, örnekse Tasavvufun derin sorunlarina girmemis, yasam karsisinda hep sonut, hep disa dönük kalmistir. Inançlarinin,kavgasinin yilmak bilmez, sözünü sakinmaz bir propagandacisidir.
    Onun siirlerini okurken Anadolu'nun toplumsal tarihi üzerine bilgiler ediniriz. devlet düzenini bozuklugunu, mezhep ayriligindan dogan iç kavgalari, bu yüzden Alevîlere yapilan zulümleri, kadilarin haram yedigini, müftülerin yalan yanlis fetva verdigini, Siilerin karsilastigi güçlüklerin Sünnî halktan degil, Sünnî Osmanli Devleti'nden geldigini ögreniriz. Alevî Türkmenlerin, yönetimi durmadan bozulan, dinsel hosgörüden uzaklasan Osmanlilar'dan nasil kopup, Mehdî diye, kurtarici diye Iran Sahlarina sarildiklarini, siyasal kaygilara nasil araç edildiklerini görürüz. Bu baglanisin altindaki çaresizlikleri, giderek bu baglanisin yarattigi umut kirikliklarini sezeriz.
    Pîr Sultan din disi konular islerken halk ozanlarinin kaliplasmis sözlerini kullandigi gibi, zaman zaman bunlardan bütünüyle uzaklasmis köy yasamini tertemiz, katkisiz bir gözlem gücüyle yansiyan siirler de söylemistir. Insan, hayvan, doga sevgisiyle örülmüs siirler...
    Kullandigi dil çaginin konusma dilidir. Yabanci sözcükler, din, mezhep, tasavvuf, tarikat araciligiyla yasadigi günlerin konusma diline girdigi oranda onun siirlerine de girmistir
    mum ateşe gönül vermiş.ateş onu eritip tüketsede razıymış,çünkü seviyormuş.kendini bu aşka adayan mumun tek korkusu eridiğinde ateşin sönmesiymiş...
    Pir Sultan Abdal kimdir ve neler yapmıştır?
    Pir Sultan Abdal, yedi ulu Alevi ozanından birisidir. Kişiliğiyle, sanatıyla, direnişiyle günümüzde de güncelliğini ve haklılığını korumaya devam ediyor.
    Pir Sultan Abdal’ın asıl ismi Haydar’dır. Soyu Yemen’den olup oradan Hoy’a yerleştikleri Anadolu’ya göçle beraber Sivas Yıldızeli Banaz yaylasına yerleştiği belirtilmektedir. Kesin doğum ve şahadet tarihi bilinmemekle beraber 1500’lü yıllarda yaşadığı varsayılmaktadır. Pir Sultan Abdal’ın en büyük özelliği ne pahasına olursa olsun inandığı değerlerden zerre kadar taviz vermemesidir. Pir Sultan Abdal’ın günümüzde de oldukça popüler olan şiirlerinden anlaşıldığı üzere, Pir Sultan komple bir insandır. O salt bir şair değil, aynı zamanda halkın önderi, sözcüsü olarak siyasi bir kişiliktir de. Nitekim bunu bilen Osmanlı devleti, Pir Sultan’a mevki makam sunmuş bunda başarılı olamayınca Pir Sultan’ı idam ettirmiştir. Osmanlı devleti onu idam edip yok edeyim derken Pir Sultan Abdal daha da ölümsüzleşti.
    Pir Sultan Abdal, şiirlerinde genellikle Alevi davasına ve ulularına olan bağlılığını işlemiştir. Bunların başında da Hz. Muhammed, Hz. Ali, On iki İmamlar, Hacı Bektaşi Veli gelmektedir.
    Pir Sultan kendi çağının acılarına ancak direnişle son verileceğini coşkulu bir şekilde şiirlerinde dile getirmiştir. Pir Sultan Abdal’ın yaşadığı 1500’lü yıllarda Anadolu da Osmanlı zulmü vardı. Osmanlı devleti halkı ağır vergilere bağlıyor olmadık baskılar uyguluyordu. Bu baskıların sonucu sürekli isyanlar, başkaldırılar gelişiyordu. Gelişen başkaldırılar anlı-şanlı Osmanlı imparatorluğunu sarsıyordu. Osmanlı imparatorluğunun yöneticileri sadece isyan edenleri değil, bir baştan bir başa tüm halkı kılıçtan geçirip, kanlı saltanatlarını sürdürüyorlardı. İşte Pir Sultan Abdal böylesi koşulların ağır olduğu bir dönemde Anadolu’yu karış karış gezerek bir muhalefet hareketi geliştiriyor ve halkı sömürücü düzene karşı direnmeye çağırıyordu. Pir Sultan Abdal’ın çağrısı salt Aleviler için değil, Osmanlının sömürge düzeninden rahatsız olan herkeseydi. Pir Sultan’ın en büyük propaganda malzemesi Alevi öğretisindeki eşitliği, paylaşmacılığı dile getirdiği şiirleriydi. Pir Sultan Abdal Alevi öğretisi hakkında muazzam bir bilgi birikimine sahipti. Bu bilgisini şiirlerine yansıtıyor, bir ‘yol’ insanı olarak inancının gereklerini yerine getiriyordu. Bilindiği gibi Alevi inancının en belirgin özelliklerinden biriside, ne pahasına olursa olsun haksızlığa, sömürüye, zalimin zulmüne karşı olmaktır. Pir Sultan bu ilkeyi sonuna kadar savundu ve sonunda da Osmanlı devletinin Sivas paşası Hızır (Hınzır) tarafından astırılarak ilkeleri uğruna şehit edildi.
    Pir Sultan Abdal, Alevi toplumunun yetiştirdiği en büyük kahramanlardan biridir. Pir Sultan Abdal eylemiyle, sanatıyla bir çığır açmıştır. Anadolu da Pir Sultanlar geleneğini başlatmıştır. Bu gelenek onurlu, erdemli insan olma geleneğidir. Bu gelenek ve yarattığı değerler, evrensel anlamda bütün insanlık için bir şereftir.


    Pir Sultan Abdal SadeceHızır Pasa ile mucadele etmemistir. 1520lerde cikan Alevi ayaklanmasina da katilmistir. Hatta bunu turkulerinde bile gorebiliriz. Ciktim yucesine syran eyledim turkusunde, o isyanda kendilerini yalniz birakan cevrelere sitem etmistir mesela.


    Ayrıca, opera sanatçısı ve halk müziği araştırmacısı ve icracısı Ruhi Su, Pir Sultan'ın eserlerinden bazılarını bir albümde toplayarak yorumlamıştır.
    Pir Sultan Abdal
    Alçakta yüksekte yatan erenler
    Yetişin imdada aldı dert beni
    Başımı alıp hangi yere gideyim
    Gittiğim yerlerde buldu dert beni
    Abdal Pir Sultan'ım gönlüm hastadır
    Kimseye diyemem gönlüm yastadır
    Bilmem deli oldu bilmem ustadır
    Şöyle bir sevdaya saldı dert beni


    Ötme bülbül ötme
    Ötme bülbül ötme şen değil bağım
    Dost senin derdinden ben yana yana
    Tükendi fitilim eridi yağım
    Dost senin derdinden ben yana yana
    Deryadan bölünmüş sellere döndüm
    Ateşi kararmış küllere döndüm
    Vakitsiz açılmış güllere döndüm
    Dost senin derdinden ben yana yana
    Haberin duyarsın peyikler ile
    Yaramı sarsınlar şehidler ile
    Kırk yıl dağda gezdim geyikler ile
    Dost senin derdinden ben yana yana
    Abdal Pir Sultan'ım, doldum eksildim
    Yemeden içmeden sudan kesildim
    Zülfün kemendine kondum asıldım
    Dost senin derdinden ben yana yana


    Bende bu yayladan şaha giderim
    Karşıdan görünen ne güzel yayla
    Bir dem süremedin giderim böyle
    Ala gözlü pirim sen himmet eyle
    Ben de bu yayladan şaha giderim
    Eğer göverüben bostan olursam
    Şu halkın diline destan olursam
    Kara toprak senden üstün olursam
    Ben de bu yayladan şaha giderim
    Bir bölük turnaya sökün dediler
    Yürekteki derdi dökün dediler
    Yayladan ötesi yakın dediler
    Ben de bu yayladan şaha giderim
    Dost elinden dolu içmiş deliyim
    Üstü kan köpüklü meşe seliyim
    Ben bir yol oğluyum yol sefiliyim
    Ben de bu yayladan şaha giderim
    Alınmış abdestim aldırırlarsa
    Kılınmış namazın kıldırırlarsa
    Sizde şah diyeni öldürürlerse
    Ben de bu yayladan şaha giderim
    Pir Sultan Abdal´ım dünya durulmaz
    Gitti giden ömür geri dönülmez
    Gözlerim de şah yolundan ayrılmaz
    Ben de bu yayladan şaha gider


    Dostun bir gülü yaralar beni
    Şu Kanlı Zalımın Ettiyi İşler
    Garip Bülbül Gibi Beni Zareyler
    Yağmur Gibi Yağar Taşlar Başıma
    İllede Dostun Bir Fiskesi Yaralar Beni Beni Beni
    Can Beni Beni Beni Dost Beni Beni Beni
    Dar Günümde Dustum Düşmanı Beli Oldu
    Bir Derdim Var İdi Şimdi El Oldu
    Ecel Fermanı Boymuna Takıldı
    Gerek Vura Gerek Asa lar Beni Beni Beni
    Can Beni Beni Beni Dost Beni Beni Beni
    Pir Sultan Abdalım Can Göye Almaz
    Haktan Emir Olmasa ı Rahmet Yağmaz
    Şu Ellerin Taşı Bana Hiç Degmez
    İllede Dostun Bir Tek Gülü Yaralar Beni Beni
    Can Beni Beni Beni Dost Beni Beni Beni.


    Başlıksız
    Varıp yoldaş olma sen uğursuza
    Komşu olma namussuza arsıza
    Sabah selâmını verme pîrsize
    Adamın başına belâ getirir
    Muhib yolldaş olma kalleş yâr ile
    O yâr da durmadı bir ikrar ile
    Sakın sohbet etme münkir kör ile
    Altının adını pula getirir
    PİR SULTAN ABDAL'ım derdim ziyade
    İçilirmi yârsız yad ile bade
    Yâr odur ahrette şefaat ede
    Sadık yâr insanı yola getirir.

    Bir Güzelin Aşığıyım
    Bir güzelin aşığıyım erenler
    Onun için taşa tutar el beni
    Gündüz hayalimde gece düşümde
    Kumdan kuma savuruyor yel beni
    Al gül olsam al gerdana takılsam
    Kemer olsam ince bele sarılsam
    Köle olsam pazarlarda satılsam
    Yarim deyi al sinene sar beni
    Abdal Pir Sultan'ım gamzeler oktur
    Hezaran sinemde yaralar çoktur
    Benim senden özge sevdiğim yoktur
    İnanmazsan git Allah'a sor beni

    Bin Cefalar Etsen Almam Üstüme
    Bin cefâlar etsen almam üstüme
    Gayet şirin geldi dillerin dostum
    Varıp yad ellere meyil verirsen
    Kış ola bağlana yolların dostum
    İlâhi onmaya yardan ayıran
    Bahçede bülbüller ötüyor uyan
    Kula gölge olsa Allah’a ayan
    Senden ayrılalı gülmedim dostum
    Pir Sultan Abdal’ım gülüm dermişler
    Bu şirin canıma nasıl kıymışlar
    İster isem dünya malın vermişler
    Sensiz dünya malın neylerim dostum

    Nefes
    Güzel aşık cevrimizi
    Çekemezsin demedimmi
    Bu bir rıza lokmasıdır
    Yiyemezsin demedimmi
    Yemeyenler kalır naçar
    Gözlerinden kanlar saçar
    Bu bir demdir gelir geçer
    Duyamazsın demedimmi
    Pir sultan ALİ şahımız
    Hakka ulaşır ahımız
    Oniki imam katarımız
    Uyamazsın demedimmi

    Dağlar
    Ey benim divane gönlüm
    Dağlara düştüm yalınız
    Bu cefayı kendi özüm
    Pek mail gördüm yalınız
    Dağlar var dağlardan yüce
    Dağmı dayanır bu güce
    Derdimi üç gün üç gece
    Söylerim bitmez yalınız
    Şah'ın ayağına varsam
    Hayırlı gülbengin alsam
    Kızılırmağa gark olsam
    Çağlasam aksam yalınız
    Pir Sultanım ey erenler
    Erine niyaz edenler
    Üçler, kırklar, yediler
    Mürvete geldim yalınız

    Derdim Çoktur
    Derdim çoktur hangisine yanayım
    Yine tazalendi yürek yarası
    Ben bu derde kande derman bulayım
    Meğer Şah elinden ola çaresi
    Efendim efendim benim efendim
    Benim bu derdime derman efendim
    Türlü donlar giyer gülden naziktir
    Bülbül cevreyleme güle yazıktır
    Çok hasretlik çektim bağrım eziktir
    Güle güle gelir canlar paresi
    Benim uzun boylu servi çınarım
    Yüreğime bir od düştü yanarım
    Kıblem sensin yüzüm sana dönerim
    Mihrabımdır kaşlarının arası
    Didar ile muhabbete doyulmaz
    Muhabbetten kaçan insan sayılmaz
    Münkir üflemekle çırağ söyünmez
    Tutuşunca yanar aşkın çırası
    Pir Sultan'ım katı yüksek uçarsın
    Selamsız sabahsız gelir geeçersin
    Dilber muhabbetten niçin kaçarsın
    Böyle midir ilimizin töresi

    Nasıl Yar Diyeyim
    Nasıl yar diyeyim ben böyle yare
    Mecnun edip çöle saldıktan sonra
    Alemin bağında bülbüller öter
    Giden benim gülüm solduktan sonra
    Coşkun sular gibi çağlamayan yar
    Gönlünü gönlüme bağlamayan yar
    Benim şu halime ağlamayan yar
    Daha ağlamasın öldükten sonra
    PİR SULTAN ABDAL'ım sürem bu yolu
    İnsanın kamili olmuşam kulu
    İster yağmur yağsın isterse dolu
    Gidem ben ummana daldıktan sonra

    Dönen Dönsün
    Koyun beni hak aşkına yanayım
    Dönen dönsün ben dönmezem yolumdan
    Yolumdan dönüp de mahrum mu kalayım
    Dönen dönsün ben dönmezem yolumdan
    Kadılar müftüler fetva yazarsa
    İşte kement işte boynum asarsa
    İşte hançer işte başım keserse
    Dönen dönsün ben dönmezem yolumdan
    Bir gün mahşer olur divan kurulur
    Suçlu suçsuz varsa orda bulunur
    Piri olmayanlar anda bilinir
    Dönen dönsün ben dönmezem yolumdan
    PİR SULTAN'ım arşa çıkar ünümüz
    O da bizim ulumuzdur pirimiz
    Hakka teslim olsun garip canımız
    Dönen dönsün ben dönmezem yolumdan

    Gafil Gezme Şaşkın
    Gafil gezme şaşkın bir gün ölürsün
    Yalan dünya senin olsa ne fayda
    Akibet alırlar tatlı canın
    Bülbül gibi dilin olsa ne fayda
    Söylersin de söz içinde şaşmazsın
    Helâli haramı yersin seçmezsin
    Nasibin kesilir de sular içmezsin
    Akar çaylar senin olsa ne fayda
    Söylersin de el içinde sözün var
    Yeler çalışırsın oğlun kızın var
    Bu dünyada üç beş arşın bezin var
    Bedestenler senin olsa ne fayda
    Bir gün alır götürürler evinden
    Hakk'ın kelâmını koyma dilinden
    Kurtulaman Ezrail'in elinden
    Dünya dolu malın olsa ne fayda
    Pir Sultan Abdal'ım çıktık oturduk
    Kaza lokmasını burda yetirdik
    Dünya bizim diye çektik getirdik
    Yalan dünya bizim olsa ne fayda

    Geçti Dost Kervanı
    Şu karşı yaylada göç katar katar
    Bir güzel sevdası gözümde tüter
    Bu ayrılık bize ölümden beter
    Geçti dost kervanı eyleme beni
    Şu benim sevdiğim başta oturur
    Bir güzelin derdi beni bitirir
    Bu ayrılık bize ölüm getirir
    Geçti dost kervanı eyleme beni
    Pir Sultan Abdal'ım kalkın aşalım
    Aşıp yüce dağı engin düşelim
    Çok nimetin yedik helallaşalım
    Geçti dost kervanı eyleme beni

    Kul Olayım Kalem Tutan Eline
    Kul olayım kalem tutan eline
    Kâtip ahvalimi şah'a böyle yaz
    Şekerler ezeyim şirin diline
    Kâtip ahvalimi şah'a böyle yaz
    Allahı seversen kâtip böyle yaz
    Dün ü gün ol şah'a eylerim niyaz
    Umarım yıkılır şu kanlı Sivas
    Kâtip ahvalimi şah'a böyle yaz
    Sivas illerinde sazım çalınır
    Çamlı beller bölük bölük bölünür
    Ben dosttan ayrıldım bağrım delinir
    Kâtip ahvalimi şah'a böyle yaz
    Münafıkın her dediği oluyor
    Gül benzimiz sararuban soluyor
    Gidi Mervan sâd oluban gülüyor
    Kâtip ahvalimi şah'a böyle yaz
    Pir Sultan Abdal'ım ey Hızır Paşa
    Gör ki neler gelir sağ olan başa
    Hasret koydu bizi kavim kardaşa
    Kâtip ahvalimi şah'a böyle yaz

    GELİN CANLAR BİR OLALIM
    Gelin canlar bir olalım
    Münkire kılıç çalalım
    Hüseyn'in kanın alalım
    Tevekkeltü taalallah
    Özü öze bağlayalım
    Sular gibi çağlayalım
    Bir yürüyüş eyleyelim
    Tevekkeltü taalallah
    Açalım kızıl sancağı
    Geçsin Yezid'lerin çağı
    Elimizde aş bıçağı
    Tevekkeltü taalallah
    Mervan soyunu vuralım
    Hüseyn'in kanın soralım
    Padişahın öldürelim
    Tevekkeltü taalallah
    Pir Sultan'ım geldi cuşa
    Münkirlerin aklı şaşa
    Takdir olan gelir başa
    Tevekkeltü taalallah
    Pir Sultan Abdal

    TEVHİT
    Benim Kabem insandır
    Hele nenni nenni dost nenni
    Kuran da kurtaran da
    Hele nenni nenni dost nenni
    İnsanoğlu insandır
    Hele nenni nenni dost nenni

    Benim Kabem sevidir
    Hele nenni nenni dost nenni
    Kuran da kurtaran da
    Hele nenni nenni dost nenni
    Sevili insanlardır
    Hele nenni nenni dost nenni

    Benim Kabem emektir
    Hele nenni nenni dost nenni
    Kuran da kurtaran da
    Hele nenni nenni dost nenni
    Emekçi insanlardır
    Hele nenni nenni dost nenni

    Benim Kabem dünyadır
    Hele nenni nenni dost nenni
    Kuran da kurtaran da
    Hele nenni nenni dost nenni
    Dünyayı insanlardır
    Hele nenni nenni dost nenni
    Pir Sultan Abdal


    desdeklerinizi bekliyorum....!!!


    İLETİŞİM İÇİN:

    turku.sevdasi@hotmail.com.tr

    kr66tv@gmail.com

    karabalininradyosu@mynet.com

    WEB ADRESLERİM:

    http://www.karabalininradyosu.tr.gg

    http://karabalininradyosu.forummum.com

    http://www.livestream.com/kr66tv

      Forum Saati Paz Şub. 26, 2017 12:19 pm