ATATÜRK KÖŞESİ
YOZGAT VE SORGUN SON DAKİKA HABER

 

Duyuru

DUYURU PANOMUZ

SİTEMİZE HOŞ GELDİNİZ


KARABALI KÖYÜ SON DAKİKA HABER

İLETİŞİM İÇİN:

kr66kr@hotmail.com

KURUCUSU

KAZIM KASIMOĞULLARI



************

SİVAS ŞEHİTLERİ

TÜRKÜ SEVDASI

REKLAMLAR



BULUR SONDAJ HACI ALI ALTIN TAS VE OGULLARI CEP: 0535 253 59 38 YER YOZGAT YAMACLI VE BOGAZLIYAN

SUYA ULASAN TEK YOL BULUR SONDAJ.!


    KARABALI KÖYÜ HAKINDA BİLDİKLERİNİZİ YAZIN BURAYA...

    Paylaş

    karabalininradyosu

    Erkek
    Mesaj Sayısı : 820
    Yaş : 36
    Nerden : YOZGAT SORGUN KARABALI KÖYÜ
    Kayıt tarihi : 05/10/08

    default KARABALI KÖYÜ HAKINDA BİLDİKLERİNİZİ YAZIN BURAYA...

    Mesaj tarafından karabalininradyosu Bir Cuma Ekim 17, 2008 8:36 am

    Shocked

    candost

    Erkek
    Mesaj Sayısı : 3
    Yaş : 31
    Nerden : ankara-yozgat
    Kayıt tarihi : 10/10/08

    default Geri: KARABALI KÖYÜ HAKINDA BİLDİKLERİNİZİ YAZIN BURAYA...

    Mesaj tarafından candost Bir Cuma Ekim 17, 2008 9:41 am

    Köyün tarihçesiyle ilgili en sağlam bilgileri, bu köyün yetiştirdiği emekli Jandarma Çavuşu eski muhtar Kâzım Güneş aktardı bize. 90 yaşlarındaki dedesi Kutucuoğlu Arifin kendisini 16 yaşlarında olduğu yıllarda, dizinin di­bine oturttuğunu, tek tek sağlam ve cesur sözlerle öz geçmişini anlattığını, ot gibi burada bitmediklerini söylediğini, anlatıyor ve şöyle devam ediyor:



    "Dedemin dedesi Öcek, Babam Gök Halil ve kardeşi Gök Sülük'e batıya göç eden ailelerinin arkasından gitmelerini söylemiş, kendisi de kara çadır ota­ğında Divriği bozkırlarında ölmüştür. Göçer Karaabalılar aşiret grubu Div­riği'den ayrıldıktan sonra ailenin so­rumluluğu dedemin üzerine binmiş. Dedem Gök Halil bir süre de Kangal Kocayurt yöresinde yurt tutmuş. Ya­nında babam Kutucu Ahmet, Vayıs dan Ninno, yüreksizlerden Cillo, Ab­dallardan Mezne, Ayvazlardan Kör Veli, Hüsolardan Abdo ile bir olmuşlar, kız alıp, kız vermişler, meşveret yapıp, aile meclisleri kurmuşlar.



    Dedem Gök Halil ölünce ben altı yaşında iken Kocayurttan ayrıldık. Bir­kaç yıl içinde Bozok yöresine intikal ettik. Köhne karyesinin doğusunda bu­lunan merkez Büyükkışla'ya yerleştik. Hayli kalabalıktık. Siyah kıldan örülmüş ve kabaca yapılmış kalın giysilerden bolca giydiğinden bizlere "Karaabah" diyorlardı. Kimse çiftçilik bil­miyordu.Hayvancılıkla iştigal edi­yorlardı. Göçerlilik erdemleri olmuştur. Burada fazla kalmadık. Yine Köhne karyesinin hemen kuzeyine düşen Kavlak ve Esenlerin aramızdaki Boğaz vadisine yerleştik. Bu sırada Babam Kutucu Ahmet öldü. Köhne karyesinde ilk konuştuğumuz kişiler Ermenilerden; Serkiz, Karabit, Ovaniz ve Boyacı Vahan'dı. Bunların vasıtası ile birkaç parça arazi aldık. Ancak uzun süre huzur içinde yaşayamadık. Tarihde 93 harbi ile Balkan l.nci Cihan Harbi, Baku, Trablusgarp harblerine iştirak ettim.



    Tahminen 1850'li yıllarda "Kara Abalı" köyü böyle kuruldu. Dedemin dedesine "Öcek" dedim. Bu isim "Ocak" ta olabilir. "Ocak Baba" ya da "Baba Ocak"



    "Ocak Baba" dan oğlu Gök Halil'e, Gök Halil'den kutucu Ahmete, Kutucu Kâzım'a aktarmakta kendimi vazifeli addediyorum."



    Evet Kâzım Güneş'in anlattıkları bunlar. "Karabalı", "Kara-Abah" iki kü­menin birleşmesiyle bu köye ad olmuş."Karaabalılar Türkmen Aşireti" meydana çıkmıştır.



    İki küçük tepe arasındaki va­dide kurulmuştur. İlkokul 1962 tarihinde yapıldı. Halkının ibadet yaptığı bir de cami vardır.Köy halkının geçimi tarım ve hay­vancılıktır. En çok ceviz yetiştirilir.



    Sülâleler:

    Hüseyin Ağagil, Musa Takımı, Ayvaz Takımı, Esefli Ta­kımı, Mezdin Takımı, Tekelioğlu Ta­kımı, Vayıslı Takımı



    Ceviz Toplama:

    Köyde 200'e yakın ceviz ağacı var­dır. Asırlık cevizler köy halkı için bir geçim kaynağıdır. Her yıl güz aylarında "ceviz çırpması" geleneği sür­dürülmektedir. Ceviz çırpmak isteyen aileler "Ceviz çırpmaya buyurun" di­yerek komşularını davet ederler. Kom­şularda; çoluk çocuk, nisanlılı kızlar, gelinler bu davete icabet ederler. Ye­mekler yenilir, çaylar içilir, cevizler çır­pılır. Ceviz toplayanlara birer ölçek ceviz verilir. Köyde söz cevizden açı­lınca Zaza Bektaş'ın esprisini an­latmadan olurmu?



    Bizi Unutma:

    Zaza Bektaş'ın çok güzel cevizleri olurmuş. Cevizlerini pazarda satarken, alıcılara; şöyle dermiş:



    -Cevizi yerken Biz'i unutmaCeviz alan bu espriyi anlamazmış, Zaza Bektaş demek istermiş ki, benim cevizim çok sağlam, çürüğü yok. Anca cevizin içini "Ucu sivri biz aletiyle çı­karabilirsin."



    Görev Yapan Muhtarlar:

    İs­mail Arslan, Ali Arslan, Abdullah Yıl­dırım, İbrahim Ünlü, Halil Kaplan, Hasan Arslan, Cemal Arslan, Mustafa Arslan, Mehmet Karaoğlan, Adıgüzel Kaplan, İsmail Arslan, Duran Arslan, Ali Bolat,Ahmet Arslan, Temir Bolat, Him­met Ünlü, Kâzım Güneş, Özcan Arslan Şuan görevli muhtar; Mehmet Yıldırım



    Lakablar:

    Zaza, Patlak, Man­dacı, Cingöz, Kavruk, Kiçi, Tosbağa, Çinik, Gobul



    Aşık (Ceviz) Oynamaya Geldim Odana:

    Türkülerde, manilerde çok kul­lanılan ceviz, uzun kış gecelerinde eğ­lence aracıdır da. Merkeplerle Çekerek -Bazlambaç-Deveci ve Kazankaya yö­relerinden getirilen çuvallar dolusu ce­vizler dizilirdi odalara.



    Koyun ve keçi bacaklarının oynak mafsallarından elde edilen kemik "âşıklar" ceviz oyunu için sürmeli bir kız gibi "ala ve yeşile" boyanırdı. Bu aşıklar "al-kırış-çik-tök" şeklinde zar gibi oku­nurdu. Düştüğü şekle göre kazanılır veya kaybedilirdi. Hünerli kişiler güzel aşık atarlardı. Üçer, beşer, onar olduğu gibi çuvallar dolu cevize de aşık atılırdı. Halkımız arasında "Aşık atmak" sözü buradan gelmektedir. Yine halk ara­sında "Cevizi diken yiyemez" sözü şunun için sözyenmiştir: "Cevizi diken yerse çabuk ölür" derler, ama bu batıl bir inançtır. Ancak, ceviz çok pahalı ol­duğu için ceviz ağacına sahip aile cevizi satıp evinin geçimini temin eder. Ye­meye kıyamaz bu anlamda söy­lenmiştir.


    Cevizin yaprağı donuk duruyor
    Dibine düşmüşte soluk duruyor
    Bir güzeli bir çirkine vermişler
    Ağlayıp gözyaşın silip duruyor




    Kuru Çörek:

    Örgülü saçlarıyla teste hamur yo-ğuran Türkmen gelini "Un, margarin, yumurta ve yoğurdu" belli ölçülerde bir­birine katmış bolca yumrukluyordu. Kaynanası ise kerpiç bacalı ocağa yer­leştirdiği iki sac üzerine yakmış olduğu tezeğe ateşinin ısısını ayarlıyordu. Gelini iyice yoğurdu hamuru. Ocağıda kaynanası hazırladı. Çifte sac arasına sürülen çöreklerin üstü iyice na­kışlanmış, yumurta sarısı sürülmüştü. Ateş ılıman, hamur katı, sac kalındı. Yoğrulması çiğ köfteden de zordu



    Biraz sonra keklik burnu gibi kızaran çö­rekler sacdan alındı.

    Sabah kahvaltısında, demlenmiş Rize çayı yanında, tereyağı, koyun pey­niri, yeşil maydanoz ve köy yumurtası da varsa cana can katar.Araştırma esnasında bu çörekten biz de tattık. Yiyene afiyet olsun efendim

      Forum Saati Salı Ocak 17, 2017 8:51 am